Bilgilendirme

Niamatullah el-İsfahani’nin Helal Coin Fetvası

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Hata bizden doğru Allah’tandır. Uzun zamandır İslam dünyasının problemleri üzerine kafa yormaktayım. Daha da Allah güç kuvvet verdiğince devam edeceğim. İslam dünyası olarak bugün içinde bulunduğumuz durum mesûdiyetten çok uzaktır. Tarihimiz ve inancımız bizi lider olmaya mecbur kılarken bugün bu elzem durumdan çok uzağız. Bu ifsadın nedenlerini idrak etmek mecburiyetindeyiz. Yıllar süren tefekkürüm sonucu üzülerek gördüğüm en büyük hatamız hatayı kendi nefsimizden başkalarında aramaktır. Nefsimizin hoşuna giden kolay yolu seçip çetrefilli olan yüzleşme yolunu reddediyoruz. Oysa bu dünya müminlere zindan kılınmıştır. Bugün fedakârlık etmeyen yarın karşılığını alamaz. Bu problemlerin insicamında bana yöneltilen bir soruyu Allah’ın yardımıyla açıklamaya çalışacağım. Yine de en iyisini Allah bilir.

Bu soruyla beni teşvik eden güzel dostlarımın sayesinde birkaç aydır sanal paranın icazeti üzerine tefekkür ediyorum. Benim naçiz kanaatim odur ki: -dostlarımın bana sunduğu proje çerçevesi üzerine konuşuyorum- bilgisayar üzerinden sanal ticarete dayalı bu durumda bir beis yoktur. Aşağıda saygıdeğer İslam alimlerinin bu konuya neden ve hangi konuları temel alarak cevaz vermediklerini izahata çalışacağım.

Bir kısmı yakın dostum olan değerli İslam alimleri maalesef günümüzde pahası olmayan konularla günlerini geçirmektedirler. Bu sebepler günümüzün güncel konularından uzaktırlar. Misal vermek gerekirse en yakın dostlarımın çoğu bilgisayar kullanmayı bile bilmiyorlar. İnsan fıtratı itibariyle bilmediğinden korkar. Bununla alakalı olarak değerli arkadaşlarımın itirazlarını hâkim olmadıkları bir alanda varılan peşin hükümler olarak değerlendirmek gerekir. Kalpleri ancak Allah bilir fakat benim kanaatimce bu dostlarımın niyetleri sonuna kadar salihtir.

Sanal paralara karşı en yoğun itiraz noktası bu paraların hızlı bir şekilde değer kazanıp değerini yitirebiliyor oluşudur. Maalesef bu yaklaşımın sıkıntıları vardır. Çünkü ticaret mallarının değer değişimleri olağandır. Bugün ekonomik kriz içindeki bir ülkenin idari parası bir haftada kırk kat değer kaybedebilmektedir. Bu o para birimini haram mı kılar? Ayrıca bilindiği gibi değişen koşullar bir işletmenin tabii seviyesinden fazla kazanmasına da yol açabilir. Misal olarak bugün kendi kendine yetmekte zorlanan bir madenci yarın çıkardığı madenin yeni bir sanayi kolunda kullanılmaya başlanmasıyla beklediğinden çok daha fazla para kazanabilir. Şimdi bu işletme günah mı işlemiş oluyor? Zinhar. Allah resulü (s.a.v) “Rızkın onda dokuzu ticarettedir.” diye buyurmuşlardır. Ticarette kazanmak da kaybetmek de vardır. Müslümanların bu yeni ticaret meydanında çekinmesi için bir sebep yoktur. Müminin mal sahibi olması başkasının mal sahibi olmasından daha hayırlıdır. Çünkü mümin kazanırsa hayra harcar.

Allahü Teala Nisa suresinde “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda hırsızlık, rüşvet, faiz ve kumar gibi meşru olmayan yollarla yemeyin. Karşılıklı rızaya dayanan bir ticaret yapmanız ise elbette meşrudur. Kendi nefislerinizi de öldürmeyin. Doğrusu Allah size karşı çok merhametlidir.” (4/29) buyurmuşlardır. Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dinimizce hep teşvik edilmiştir. Hırsızlık, tartıda sahtekarlık, rüşvet, kumar, alkol, faiz parası menedilmiştir. Faiz İslam ümmetinin içindeki en büyük fitnedir. Bakara suresi 279’uncu ayette “Yok, eğer bu fâizi terk etmez iseniz bilin ki, Allah’a ve peygamberinize karşı harbe girmişsiniz. Eğer ribâ almaktan tövbe ederseniz ana paranız sizindir ve böylece ne zalim olursunuz ne de zulme uğramış bulunursunuz.” buyrulmuştur. Yüce Allah bu ayette açıkça faizciliği Allah ile savaşmakla bir tutmuştur. Ama maalesef iki yüzyıldır İngiltere’de kurulan ilk bankadan beri dünya ekonomisi faiz üzerine kuruludur. Olabilir ki başımızdaki bütün belalar bu günahımız yüzündendir. Sürekli ve düzenli olarak borç çarkıyla dönen kâğıt paraya dayalı bu iktisat sistemi Rahmani değildir, çökmeye mahkumdur. Olabilir ki Allah sürekli krizlere mecbur olan bu sistemden çıkışımızı ileri teknoloji ürünleri helal coinler sayesinde sağlar. Zira tamamen ve sadece insanların itibar ettiği değere dayalı bu sistem faizle alakasızdır. Değer insanlar tarafından ortak olarak belirlenir.

Edilen karların yüksekliği ve bu paraların değerinin değişim hızı bazı dostlarımı temkinli olmaya itmiştir. Fakat biliniyor ki Haram para karışmadığı sürece ticarette kâr etmek helaldir. Çok kâr etmek de helaldir. Şu tanıklık bize çok şey anlatmaktadır: “Hz. Peygamber (s.a.v) ona bir kurbanlık veya bir koyun alması için bir dinar verdi. O bu dinarla iki koyun satın aldı. Bunlardan birini bir dinara sattı ve Hz. Peygamber (s.a.v)’e bir dinar ile bir koyun getirdi. Hz. Peygamber (s.a.v) ona alışverişinin bereketli olması için dua etti. Bundan sonra o, toprak olsa kazanır olmuştu.” Urvetü’l Bâriki (r.a)’den rivayet edilen bu hadis Buhari dahil beş büyük hadis imamı tarafından aktarılmıştır. Peygamber efendimiz kendi adına kârlı bir alışveriş yapan sahabesini takdir etmiştir ve hatta ona dua etmiştir. Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere yüzde yüzün üzerindeki kârlar bile eğer işe haram karışmamışsa makbuldür ve mümkündür.

Alim dostlarımın itirazları arasında bu paranın elle tutulamazlığı gözle görünmezliği var. Fakat unutmaktalar ki dünyamızda elle tutulamayan gözle görülmeyen yalnızca insanların itibar ettiği sistemlerin ve varlıkların sayısı az değildir. Devletlerin kanunları, gündelik ahlak ve kibarlık kuralları, ticari anlaşmalar, bilgisayar yazılımları bunların hepsi de görünmezdir. Maddesel karşılıkları yoktur. Fakat insanlar mutabakat halinde itibar ederler. Bu yüzden günlük yaşamımıza da tesirleri vardır. Bunlar gibi daha birçok elle tutulmaz gerçeklik hayatımızda bizimle beraberdir. Paranın da bu gruba dahil olmasında bir sakınca bulunmamaktadır. İslam hukukunca yalnızca altın ve gümüş hîlki para olarak kabul edilir. Altın ve gümüş dışındaki her para itibari para statüsündedir. İnsanların maddelere itibarına göre paranın değeri değişir. İnsanoğlu deniz kabuğuna itibar etse onun değeri olur. Nitekim insanlık tarihi bunun gerçekleştiğine şahit de olmuştur. Şu anda dünyanın ve İslam dünyasının çoğu merkez bankalarının boyadığı kâğıtlara itibar ediyorlar. Blok zincir teknolojisi de doğru kullanılırsa insanların itibarında birleştiği bir alışveriş aletine dönüşebilir. Nihai olarak da itibari para statüsüne kavuşabilir.

Ayrıca konunun mütehassısı olmadıkları için ilim erbabımızın yaptığı değerlendirmelerde gözden kaçırdığı bir başka husus var: Bu yeni sistemin arkasındaki teknoloji. Bu sistemin temelinde çözülmesi zor olan ve bu nedenle de herhangi bir manipülasyona kolayca imkan vermeyen şifreler veyahut kriptolar yatmaktadır. Tek bir merkezde değil herkesin ortak katılımıyla oluşturulan bu şifreler teknolojinin son noktalarından biridir. Kripto paraları değerlendirirken bu somut yapıyı görmezden gelmek bizi hataya sürükler.

Bir diğer itiraz noktası da kripto paraların gayrimeşru işlerde ve sektörlerde kullanılabilir oluşudur. Ki bu itiraz niyetlerinin salih fakat mütehassıslıklarının yetersiz olduğuna inandığım dostlarımdan gelmiştir. Zira kâğıt paraların da haram ve gayrimeşru olan işlemlerde kullanılmasının önünde bir engel yoktur. İslam coğrafyasında kullanılmak üzere satılan silahların ödemesi nitekim kâğıt paralarla yapılmaktadır. Dünyanın başına musallat olan uyuşturucu ticareti ödemeleri de kâğıt paralarla yapılabilmektedir. Sonuç olarak her türlü haramın işlenilebildiği kâğıt paralar yürürlükte kalabilirken bu faiz sistemine alternatif olabilecek bir oluşumun gayrimeşru alışverişe yol verdiği konusundaki değerlendirmeler naiftir.

Bir itiraz da bu paraların arkasında bir devlet gücünün olmadığı yönündedir. Doğrudur. Bu paraların dayandığı bir devlet yoktur. İnsan toplulukları vardır. Devletler de belli bir amaç doğrultusunda bir araya gelmiş insan topluluklarıdır. Bu insan topluluklarının her zaman hakikati temel alarak hareket ettiğine kimse kefil olamaz. Ben çoğu Allah’ın iradesine savaş açmış günümüz tağut devletlerinin arkasında durdukları faiz sisteminden ise Müslüman halkların hemfikir olarak itibar ettiği alternatif bir sistemi daha makbul bulurum.

Miras konusunda itirazlar vardır ki haklıdırlar. Dinimizce ölen bir kimsenin geride kalan mallarının nasıl tasarruf edileceği çok önemsenmiştir. Bireysel güvenlik birinci ilke olduğu için kripto paraların miras işlemlerinin nasıl olacağı hala müphemdir. Bu sorunu da doğmakta olan bir sistemin ayak tökezlemeleri olarak görmek icap eder ve üzerinde çalışılıp geliştirilmesi gereken bir unsurdur.

Ezcümle; Müslümanların dünyadan geri kalması söz konusu değildir ve olmamalıdır. Aksine insanlık medeniyetinin en önünde yürüyen İslam vatandaşları olmalıdır. Yüzyıllardan beri içimize işlemiş çekingenliğin karşısında durmak, Müslümanların sığındığı gaflet kabuğunu kırmalarını sağlamak her Müslümanın görevidir. Salih niyetle İslami çekincelere sahip olan dostlarımıza saygım büyüktür. En çok da bu sebeple müminlerin dünya toplumunda daha öncü olmalarını arzu etmekteyim. Ben kendi idrakimin yeterince elimden gelen değerlendirmeyi yaptım. Bana yardımcı olan kardeşlerimden Allah razı olsun. Allah en iyisini bilendir.”

Niamatullah el-İsfahani

Niamatullah el-İsfahani hocamız Pakistan’ın Karaçi şehrindeki medreselerde 12 yıldır ders veriyor. Uzmanlık alanları: İslam Ekonomisi, Feraiz, İslam Ticaret Fıkhı, İslam ve Modern İktisat, Orta Çağ İslam Tarihi, İslam ve Modern Dünya, İktisat Hadisleri, Asr-ı Saadetin Ekonomik Dünyası ve İktisat Tarihi.